BlogForumRadyoVideo?


22 Ağustos 2008

İyiki varsın Elvan!..

Kategori: Spor — vezirgan @ 17:33

Elvan 5 bin metrede de gümüşe koştu. Olimpiyat 2008’de bayanlar 5 bin metrede Elvan Abeylegesse 15.42.74’lük derecesiyle gümüş madalya kazandı. Elvan, 10 bin metrenin ardından 5 bin metrede de gümüş madalya kazanarak Türkiye’ye bir olimpiyatta 2 madalya kazandıran ilk sporcu oldu.

 

PEKİN - “Kuş Yuvası” olarak adlandırılan 90 bin kişi kapasiteli Ulusal Stat’ta, tamamıyla dolu tribünler önünde gerçekleştirilen atletizm yarışmalarının 8. gün akşam bölümünde toplam 15 atletin katılımıyla bayanlar 5 bin metre finali yapıldı. Türkiye’nin, atletizm tarihinde olimpiyatlarda ilk kez finalde 2 atletle birden katıldığı 5 bin metre yarışında, ilk 3 turda grubun arkasında kalmayı tercih eden Abeylegesse, 4. turun başlarında öne geçerek liderliğini eline aldı.
Yarışın son 6 turuna Elvan 2., Alemitu ise ortalarda girdi. Son 2 tura ise Elvan’ın liderliğinde girilirken, Alemitu ise 11. sırada yer aldı. Son tura 3. sırada giren Abeylegesse, yaptığı atakla 15.42.74’lük derecesiyle 2. sırada yer alarak, Türkiye’ye oyunlarda 2. gümüş madalyayı kazandırdı. Alemitu Bekele Degfa ise 15.48.48’lik derecesiyle 7. sırada yer aldı.

Bayanlar 5 bin metrede altın madalyayı, 10 bin metre finalinde de Abeylegesse’yi geçen 23 yaşındaki Dünya Şampiyonu Etiyopyalı atlet Tirunesh Dibaba, 15.41.40 ile kazanırken, bronz madalyayı da 15.44.12 ile yine Etiyopyalı Meseret Defar elde etti.

ELVAN’DAN BAYRAK SİTEMİ
Yarış sonrası statta tur atmak için Türk bayrağı aradığını, fakat bulamadığını ifade eden Abeylegesse, “Bilemiyorum bilerek mi yapıyorlar, yoksa beklenti mi yoktu” diyerek sitem etti. Türk kafilesinde de bayrak krizi yaşandı. Gümüş madalya kazanan Elvan Abeylegesse’ye statta tur atması için Türk bayrağı vermek isteyen Atletizm Federasyonu Genel Sekreteri Nihat Doker, stat görevlileriyle tartıştıktan sonra kısa bir süre gözaltına alındı.

Elvan Abeylegesse’ye Türk bayrağını verebilmek için basın mensuplarının bulunduğu tribüne doğru yönelen ve bu sırada boynundaki akredite kartını düşüren Nihat Doker, görevlilerle yaşadığı tartışmadan sonra güvenlik güçleri tarafından tribün dışına çıkarıldı. Bir süre gözaltında tutulan Doker, madalya töreni öncesinde serbest bırakıldı.

ÖLÜMÜNE KOŞTUM
Elvan Abeylegesse, yarış sonrası “Antrenörüm Anatoly Bychkov yarış öncesi benden ölümüne koşmamı istedi. Ben de öyle yaptım” dedi.

Yarış sırasında baştan sona antrenörü Bychkov’un verdiği taktiği uyguladığını anlatan Elvan Abeylegesse, şunları söyledi:

“Güzel bir yarış oldu. Yarışın başlarında geriye düştüm. Daha sonra atak yaparak liderliği devraldım. Sonra orta sıralara gerileyerek orada dinlendim. Son iki turda da yeniden atak yaparak altın madalyayı
denedim, ama gümüş oldu. Yarış öncesi beklentim ilk 3’tü. Antrenörüm yapabileceğim dereceyi bildiği için bana güven duyuyordu.”

TÜRK SPOR TARİHİNE GEÇTİ
Pekin-2008’de bayanlar 10 bin metre finalinde de yarışan Elvan Abeylegesse, 29.56.34’lük derecesiyle Avrupa rekoru kırarak 2. olup gümüş madalya almıştı. Milli atlet ayrıca, oyunlar tarihinde daha önce atletizmde 2 bronz madalyası bulunan Türkiye’ye, olimpiyatlarda bu daldaki ilk gümüş madalyayı da kazandırmıştı.

Bu arada 26 yaşındaki Abeylegesse, oyunlar tarihinde Türkiye’ye bir olimpiyatta 2 madalya kazandıran ilk sporcu unvanına da erişti.

21 Ağustos 2008

Badminton - Tanıtım

Kategori: Spor, Tanıtım — vezirgan @ 23:38

Tenise benzer bir oyundur.

Kaz tüyünden yapılma bir top ve raketle oynanan bir oyun olan Badminton , topun file üzerinden rakip alana atılması ve geri dönmesini sağlamak amacına dayanan bir spor dalıdır.

Badminton, kolayca öğrenilebilen, bay ve bayan, 7 yaşından 77 yaşına kadar bütün yaş grubunda insanların yapabildiği, ender sporlardandır. Şiddet içermemesi, oynaması ve seyredilmesinin zevkli olması nedeniyle, bayanların da büyük ilgisini çekmektedir. Tenis oyunları gurubundan olması nedeniyle rakipler arasında bir net(file) bulunur, dolayısıyla herkes kendine ayrılan sahada oynar, topu(tüytop) oldukça zararsızdır, böylece yaralanma veya sakatlanma riski en düşük etkinliklerdendir. Her yaşta ve her performans düzeyinde oynanır ve zevk verir, kişiyi zorlamaz, aşırı yüklenmenin kötü sonuçları oluşmaz. Özellikle ayak hareketleriyle sahayı tutma ve hamleleriyle ata sporumuz kılıç kullanmaya benzemektedir.

Badminton - Tarihi

Kategori: Spor, Tanıtım — vezirgan @ 23:36

MÖ 5. yüzyılda Çinliler, Badminton’un atası sayılan Ti Jian Zi adı verilen bir oyun oynarlarmış. Yine badmintona benzeyen bir oyun, 19. yüzyıl ortalarında Hindistan’da poona adıyla oynanıyormuş. Birçok açıdan günümüz badmintonuna benzeyen bu oyunu gören İngiliz subaylar, 1860 yıllarında bunu ülkelerine getirmişler. Beauford Dükü’nün kızları bu oyunu ilk defa Badminton Evi’nde oynamışlardır. Badminton ismi de bu salondan gelmektedir.

Masa Tenisi - Tarihçesi

Kategori: Spor, Tanıtım — vezirgan @ 23:33

Bu sporun salon tenisi adıyla bilinen en eski şekli 1880 li yıllarda Hindistan ve Güney Afrika’daki İngiliz ordu subayları tarafından oynanırdı. Puro kutularının kapaklarını raket, yuvarlatılmış şarap şişesi mantarlarını da top olarak kullanırlardı. File olarak da kitapları kullanıyorlardı.

1890′lı yıllarda İngiltere’de bu oyunun diğer versiyonları geliştirildi. Bunlar “whiff whaff” ve “gossima” gibi değişik isimlere sahiptiler ve Parker Brothers firması masaya kurulabilen portatif net, dışı file kaplı küçük bir top ve minyatür raketlerden oluşan salon tenisi kitleri satmaya başladı.

1900 yılında Amerika’yı ziyaret eden İngiliz James Gibb, dönerken yanında bazı içi boş selüloid toplardan getirdi ve arkadaşlarıyla salon tenisini bu topları kullanarak oynamaya başladı. Gibb, topun rakete ve masaya çarptığı zaman çıkardığı sesi temsil eden “ping pong” ismini kulanmaya başladı.

Fakat 1901 yılında İngiliz spor ekipmanları üreticisi olan John Jacques “Ping Pong” ismini kendi adına tescil ettirdi ve bu ismin Amerika haklarını Parker Brothers firmasına sattı. Onlar da yeni kitlerini bu isimle çıkardılar.

Bir başka İngiliz, E. C. Goode, 1902 yılında tahta raketinin yüzeyini pürüzlü lastikle kaplayarak topa falso vermeyi başardı. Aynı yıl İngitere’de Ping Pong Federasyonu kuruldu fakat isim hakkının Parker Brothers firmasında olmasından ve dolayısıyla ekipmanların çok pahalıya çıkmasından dolayı 3 yıl sonra kapandı.

Buna rağmen diğer üreticilerin genel bir isim olan table tennis (masa tenisi) adı altında sattıkları ekipmanlarla bu spor İngiltere ve Avrupa’da sessizce yaygınlaştı. 1921 yılında İngiltere’de yeni bir masa tenisi federasyonu kuruldu. Peşinden de 1926 yılında İngiltere, İsveç, Macaristan, Hindistan, Danimarka, Almanya, Çekoslovakya, Avusturya ve Galler’in Berlin’de yaptıkları toplantıda Fédération Internationale de Tennis de Table (International Table Tennis Federation - Uluslararası Masa Tenisi Federasyonu) kuruldu.

İlk dünya şampiyonası 1927 yılında Londra’da yapıldı. Bu yıldan 2. dünya savaşına kadar tüm şampiyonalar Macaristan’ın egemenliği altında geçti. Bu zamanların en iyi oyuncuları bayanlarda yedi dünya şampiyonası kazanan Macar Maria Mednyanszky ve beş defa dünya şampiyonu olan yine Macar Viktor Barna’ydı. Çekoslovakya ve Romanya’lı sporcular da bazı şampiyonaları kazandılar.

Amerika Ping Pong Federasyonu 1930 yılında kuruldu fakat sadece Parker Brothers firmasının ekipmanları kullanılabildiği için üye sayısı fazla olamadı. 1933 yılında iki rakip federasyon daha kuruldu. Bunlar U.S. Amatör Masa Tenisi Federasyonu ve Ulusal Masa Tenisi Federasyonuydu. Bu üç grup 1935 yılında birleşerek U. S. Masa Tenisi Federayonu adını aldı. 1994 yılında da adını U.S.A. Table Tennis olarak değiştirdi.

İkinci dünya savaşından sonra bir süre daha orta Avrupalı oyuncuların egemenlikleri sürdü. 1953 yılından itibaren Asya’lı oyuncuların egemenliği başladı. Asya’lı yıldız oyuncuların aniden ortaya çıkmalarının bir sebebi Japon Horoi Satoh’ın 1952 yılında ilk defa kullandığı süngerli lastiklerin kullanılmaya başlamasıdır. Bu yeni malzeme oyunu hızlandırdı ve oyuncuların topa daha fazla falso vermelerine imkan sağladı.

Asya’lı oyuncular “Penholder tutuşu” adı verilen ve raket sapının başparmak ile işaret parmağı arasında tutulduğu bir tutuş şekli geliştirdiler. Bu tutuş şeklinde her tür vuruş için raketin aynı yüzünü kullanıyordu (artık bu tutuş ile raketin her iki yüzünü de kullanan oyuncular vardır). Bu tutuş bugün birçok üst seviye uluslararası oyuncu tarafından kullanılmaktadır.

1988 yılında masa tenisi erkek ve bayanlarda tekler ve çiftler müsabakalarını içeren olimpik bir spor haline geldi.

Tenis - Tanıtım

Kategori: Spor, Tanıtım — vezirgan @ 23:30

Raketle iki kişi ya da iki kişilik iki takım arasında oynanan bir spordur. Oyuncular raketleri ile içi boş lastik topu ağ (net) üzerinden rakibinin sahasına (kort) atmaya çalışırlar.

İngiltere’den 1800lerde ilk olarak oynanmaya başlayan oyun, öncelikle İngilizce konuşulan ülkelerde yayılmıştır. Tenis bugün bir olimpiyat sporu olup, her seviyeden, her yaştan ve her ülkeden oyuncusu bulunmaktadır.